MEDYUM BİLAL

HER DERDİN ÇARESİ BU KAPIDA
 
Anasayfacin huddam yüzüTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» ZİKİR ÇEŞİTLERİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:12 pm tarafından medyumbilal

» GERÇEK ŞAHMERAN DUASI
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:11 pm tarafından medyumbilal

» VİRD ZİKİR DERSİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:05 pm tarafından medyumbilal

» VİRD-İ MEVLEVİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:04 pm tarafından medyumbilal

» SALAT-I MEŞİŞ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:03 pm tarafından medyumbilal

» CİNLER HAKKINDA GENEL BİLGİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:01 pm tarafından medyumbilal

» CİNLER NEREDE YAŞARLAR
Ptsi Mayıs 24, 2010 4:59 pm tarafından medyumbilal

» KAÇ ÇEŞİT CİN VARDIR
Ptsi Mayıs 24, 2010 4:59 pm tarafından medyumbilal

» CİNLERİN VARLIĞI YAPISI
Ptsi Mayıs 24, 2010 4:58 pm tarafından medyumbilal

Şubat 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
  12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728     
TakvimTakvim
Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 49 kişi Paz Haz. 03, 2012 5:03 am tarihinde online oldu.
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum

Paylaş | 
 

 Alim gerçek hoca

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
medyumbilal
medyum


Mesaj Sayısı : 144
Kayıt tarihi : 30/04/10

MesajKonu: Alim gerçek hoca   Cuma Nis. 30, 2010 8:15 pm

ÂLİM

İlim sahibi, bilen, bilgin,
bilgili, belli düzeyde bir bilgi birikimine sahip olan kimse. Âlim kelimesi
Arapça'daki "bilmek" anlamında olan "A-lime" kökünden
türetilmiştir.

İslâm'da âlim; Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerîm başta olmak
üzere Resulullah'ın hadîslerini ve bütün sünnetini bilen, diğer İslâmî
ilimlerden gerektiği şekilde haberdar olup ileri seviyede bir bilgi birikimine
ulaşmış kimseye denir. Bu kâbiliyetli kimseler temel İslâmî bilgileri aldıktan
sonra, belli bir ilim dalında daha çok ilerleyip özel bir ihtisas alanına sahip
olurlar. Âlim; bilgisi artıp ilerledikçe görüş açısı genişleyen ve bilgisi ile
ihtisası dışındaki alanlarda hüküm vermekten çekinen, bildiklerinin doğruluğunu
sürekli olarak araştıran kimsedir.

İslâm âliminin farz-ı ayn veya farz-ı
kifâye olan ilimlerden birinde ilerlemesi mümkün olduğu gibi her mümin için
farz-ı ayn olan belli seviyedeki ilimleri elde ettikten sonra, daha dar
çerçevede bir ilim alanında söz sahibi olacak kadar ayrı bir sahada ilerlemesi
mümkündür. İslâmî bir toplumda tefsir, hadis, fıkıh, kelâm gibi ilimlerde gerçek
otorite sahibi âlimlerin varlığı zarurettir. Ayrıca bu ilimlere belli bir
düzeyde sahip olup; ayrıca kimya, fizik, matematik, astronomi gibi bugün fen
ilimleri olarak kabul edilen ilimlerin birinde de ihtisas kesbetmiş ilim
adamlarının toplum içinde varlığı zorunludur. Bu ilimlerin birinde mütehassıs
olmak her toplum içinde yaşayan insanlar için farzı kifâye durumundadır. Toplum
içinde bir kişi veya birkaç kişinin bu ilimlere sahip olması, toplumun mükellef
olduğu farz- ı kifâye durumunu ortadan kaldırır.

İslâm toplumunda âlimin
en önemli görevlerinden biri 'emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker'dir.
Âlimin toplumda Allah'ın emir ve yasaklarının tam anlamıyla uygulanıp
uygulanmadığını, yöneticilerin Allah'ın hükümlerini uygulamada titiz davranıp
davranmadıklarını kontrol edip bu hususta yöneticileri uyarması gerektiği gibi;
bu konuda halkın da dikkatini çekmesi gerekir. Âlim, ümmetin ileri gelen
şahsiyeti demektir. Âlim, her hususta İslâm'ın izzetini koruyan, İslâm'ın
hâkimiyeti için gayret sarfeden, Allah'ın ahkâmını uygulama hususunda ihmalkâr
davranan yöneticileri her zaman hak yola çekmeye çalışan kimse demektir. Âlim;
yöneticiler zulüm ve adaletsizliğe sapınca onlardan ayrılan ve onlara karşı
İslâmî bir tavır takınan kimsedir. İslâm âliminin, Allah'ın emirlerini çiğneyen
yöneticilere yaltaklık eden İsrailoğulları âlimlerinden ayrı bir özellik
taşıması, İslâmî izzetin gereğidir. Bu tavır İslâm âliminin takınması gereken
bir tavırdır. İmam-ı Â'zam Ebû Hanîfe, imam Ahmed İbn Hanbel gibi vb. âlimlerin
tavrı ve hassasiyeti bu idi.

İslâm âlimi hevâ ve hevesine uymayıp kendi
arzuları istikametinde dîne ilâvelerde bulunan kimse değildir. İslâm bu
çerçevedeki âlime büyük değer vermiştir. İslâm, âlimin izzet ve haysiyetini
korumuş ve ona gereken mevkîi vermiştir. "...Allah'ın kulları arasında ondan en
çok korkan âlimlerdir. " (Fâtır, 35/28). "Bilmiyorsanız ilim erbâbına sorunuz. "
(en-Nahl, 16/43). Ayetleriyle, Kur'an'ın âlimler hakkındaki hükmü en açık bir
şekilde belirtilmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s.), âlimleri birçok
hadislerinde övmüştür. En çok övdüğü âlimler ise ilimleriyle amel edenler
olmuştur. (Dârimî, Mukaddime, 27). İnsanları ilimleriyle irşâd edip, onlara
ilmini duyuran kimseyi Allah toplum içinde sözü dinlenir kimse kılar. (İbn
Hanbel, II, 162, 223-224). Buna karşılık ilmiyle dünyaya talip olan âlimler de
yine Resulullah tarafından yerilmiştir. (Tirmizî, İlim, 6). Müslüman daima Hz.
Peygamber'in dua buyurduğu gibi, Allah'tan dünya ve ahiretine yararlı bir ilim
ister (Müslim, Zikir, 73; Ebû Dâvud, Vitir, 32; İbn Mâce, Mukaddime, 23).
İnsanların en hayırlıları âlimlerin en hayırlılarıdır (Dârimî, Mukaddime, 34,
55)

"Âlimler peygamberlerin vârisleridir" (Buhârî, ilim, 10; Ebû Dâvud,
İlim, 1; İbn Mâce, Mukaddime, 17) buyuran Resulullah âlimlerin toplumu
yönlendirme hususunda peygamberlere vekil ve halef olduklarını beyan
etmiştir.

İbn Mes'ud'dan rivayet edilen bir hadiste, "Allah'u Teâlâ
kıyamet gününde âlimleri toplayarak buyuracak ki: 'Ben size sırf hayır murad
ettim. Bunun için de kalblerinize hikmeti koydum. Haydi girin Cennetime.
İşlediğiniz kusurlarınızı mağfiret ettim." buyrulur.

Ebü'd-Derda'dan
rivayet edilen bir hadiste Resulullah (s.a.s.) âlimleri şu şekilde övmüş ve
müjdelemiştir: "Her kim bu ilim yoluna girer ve ondan bir ilim talep ederse;
Allah onu Cennet yollarından bir yola koyar ve ilim isteyene melekler
kanatlarını gererler. Bunu o âlimin uğraşısından hoşlandıkları için yaparlar.
Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmadılar. Onlar yalnız ilmi miras
bıraktılar. Şu halde onu alan çok büyük bir nasip almış olur." (Buhârî, İlim,
10; Müslim, Zikir, 37; Ebû Dâvud, İlim, 1; Tirmizî, ilim, 19; ibn Mâce,
Mukaddime, 17).

İlmi bir seviyeye sahip olan âlime, Allah katındaki
değerinden dolayı itaat, Allah'ın emrine itaattir. Hak yolda ve hayra götüren
bir hususta âlimin yaptığı tavsiyeye uymak müminler için farzdır. Bu farziyet
ancak âlim, Allah'ın razı olduğu bir hususu tavsiye ederse söz konusudur.
Allah'ın razı olmadığı ve Allah'ın emretmediği, dinde olmayan bir bid'atı
tavsiye eden âlimin tavsiyesine uyulmaz. Böyle bir bid'ate çağrıldığında
reddetmek ise mümin için farzdır. İslâm'da olmayan bir hususu dine sokmak ve
kendinden bir hüküm koymak Rububiyyet iddiasında bulunmak demektir. Allah'ın
emir ve yasakları dışına çıkıp İslâm dışı tağutî nizamlara yapışmak nasıl küfür
ise, âlimlerin hevâ ve heveslerine uyarak koydukları hüküm ve gösterdikleri
gayri İslâmî yol ve ibadetlere yönelmek ve bu ibadetleri dinden kabul etmek de
küfürdür.

Bu duruma göre İslâm âlimi, toplumu yönlendiren ve Allah'ın
hükümlerinin uygulanmasında titizlik gösteren bir rehberdir. Âlimler ilimlerinin
gereği olarak toplum içindeki görev ve fonksiyonlarını daima hatırlamak
zorundadırlar. Ümmetler, âlimlerinin doğru yolu izledikleri ve doğru yolda
oldukları müddetçe ayakta kalırlar. Bunun için Hz. Peygamber (s.a.s.) "Ali'min
ölümü İslâm'da açılan bir gediktir" (Dârimî, Mukaddime, 32) buyurmuşlardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://medyumbilal.dogoo.us
 
Alim gerçek hoca
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Gerçekçi ve Delikanlı Nickler .....
» Hallac-ı Mansur ve gerçek AŞK

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MEDYUM BİLAL :: GERÇEK MEDYUMLA SAHTESİNİ NASIL AYIRT EDERİZ-
Buraya geçin: