MEDYUM BİLAL

HER DERDİN ÇARESİ BU KAPIDA
 
Anasayfacin huddam yüzüTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» ZİKİR ÇEŞİTLERİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:12 pm tarafından medyumbilal

» GERÇEK ŞAHMERAN DUASI
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:11 pm tarafından medyumbilal

» VİRD ZİKİR DERSİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:05 pm tarafından medyumbilal

» VİRD-İ MEVLEVİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:04 pm tarafından medyumbilal

» SALAT-I MEŞİŞ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:03 pm tarafından medyumbilal

» CİNLER HAKKINDA GENEL BİLGİ
Ptsi Mayıs 24, 2010 5:01 pm tarafından medyumbilal

» CİNLER NEREDE YAŞARLAR
Ptsi Mayıs 24, 2010 4:59 pm tarafından medyumbilal

» KAÇ ÇEŞİT CİN VARDIR
Ptsi Mayıs 24, 2010 4:59 pm tarafından medyumbilal

» CİNLERİN VARLIĞI YAPISI
Ptsi Mayıs 24, 2010 4:58 pm tarafından medyumbilal

Ocak 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     
TakvimTakvim
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 49 kişi Paz Haz. 03, 2012 5:03 am tarihinde online oldu.
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum

Paylaş | 
 

 NUSRET VE GALEBE DUASI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
medyumbilal
medyum


Mesaj Sayısı : 144
Kayıt tarihi : 30/04/10

MesajKonu: NUSRET VE GALEBE DUASI   Perş. Mayıs 13, 2010 12:01 am

Nusret ve Galebe Duası
________________________________________
Not: Nusret ve Galebe duasının büyük bölümü, Kur'ân'ın farklı yerlerindeki âyetlerden alınmıştır. Bundan dolayı kitabın diğer bölümlerinin Arapça kısmında âyetler âyet parantezi (4 ^) içine alındığı halde burada bu yapılmamıştır. Farklı âyetlerden alınan yerler ayrı meal numarası altında verilmiştir. Kur'an'da birbirini takip eden âyetler ise aynı meal numarası altında verilmiş fakat aralarına (*) konmuştur. Ayrıca kitabın bütününde uygulandığı gibi âyetlerin mealleri tırnak ("") içinde verilmiştir. Duanın son taraflarındaki, Kur'ân'dan alınmış olmayan duaların meali verilirken ise tırnak ("") kullanılmamıştır.


Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla. Allahu ekber. (10 defa)


Ferdün, Hayyun, Kayyûmun, Hakemun, Adlun, Kuddûs.


Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed'e, Onun âl ve ashabına, ilm-i ilâhideki (şeyler) adedince, Allah'ın hükümranlığı süresince daimî salât-ü selâm eyle.


"Rahman ve Rahîm Allah'ın adıyla." "Andolsun ki; siz zayıf olduğunuz halde Allah size Bedir'de kafi bir zafer ihsan etti. O halde Allah'tan korkun ki, şükredesiniz."


"Andolsun ki; Allah size birçok yerlerde ve Huneyn gününde de zafer ihsan etti. (Huneyn günü) çokluğunuz sizi ucb'e sevketmişti de size hiçbir yarar sağlamamıştı, yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti, nihayet gerisin geri dönüp gitmiştiniz."


"Onu, âyetlerimizi yalanlayan kavminden kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir kavim idiler, biz de onların hepsini boğduk."


"Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular."


İman edipte hicret edenler Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır."


"İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenleri (Muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır."


"Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o Elçiye, o Ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar, ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir,..


...O Peygamber'e inanıp Ona saygı gösteren, Ona yardım eden ve Onunla birlikte gönderilen nura (Kur'ân'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır."


"Hani Allah, peygamberlerden "Ben size kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde Ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz." diye söz almış ve "kabul ettiniz ve bu ağır ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: "O halde şahit olun; Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim." buyurmuştu."


"Ey iman edenler! Eğer siz Allahın dinine yardım ederseniz, Allah da size yardım eder, ayaklarınızı sabit tutar."


"Allah'ın yardımıyla. Allah dilediğine yardım eder. O Aziz'dir, Rahim'dir."


"Ve Allah sana üstün bir zafer versin (diye...)"


"Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenecek yoktur. Eğer size olan yardımını keserse Ondan sonra artık size yardım edecek kim var? Müminler Allah'a tevekkül etsinler."


"Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil etsin, sizi onlara galib kılsın ve mümin toplumun kalblerini ferahlatsın."


"Allah kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir."


"İşte böyle. Her kim kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vâki olursa emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah, çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir."


"Ey kavmim! Ben onlan kovarsam, beni Allah'tan kim kurtarır? Hiç düşünmüyor musunuz?"


"(Salih (as)) Dedi ki: "Ey kavmim! Eğer ben Rabbim'den apaçık bir delil üzerine isem ve O, bana nezdinden bir rahmet vermişse ve ben de (buna karşılık) isyan edersem, söyleyin bakalım beni Allah'tan kim kurtarabilir? Zaten siz de bana zarardan başka bir şey arttırmazsınız"."


"Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki, onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, dâima üstündür."


"(Bu ganimet malları) yurtlarından ve mallarından çıkarılmış olan, Allah'tan lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır."


"Oysa sizi Mevlanız Allah'tır ve O yardımcıların en hayırlısıdır."


"Onların sözleri sadece şöyle demekten ibaretti: "Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve içimizdeki taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl, kafirler topluluğuna karşı bizi muzaffer eyle"."


Allahher şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef tutar. herkesn kazandığı iyilik kendi yararına kötülükte kendi zararınadır. Rabbimiz! Unutur yada hataya düşersek bizi sorumlu tutma.Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme, bizi affet, bzi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize merhamet et.


"(Nuh (as)Smile "Rabbim, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et." dedi."


"(Lut (as)Smile "Şu fesatçılar topluluğuna karşı bana yardım eyle Rabbim" dedi."


"...Ancak iman edip de salih amel işleyenler, Allah'ı çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra öçlerini alanlar böyle değildir. Zulmedenler hangi dönüşe (akıbete) döndürüleceklerini yakında bilecekler."


"Bunun üzerine, Rabbine; "ben yenik düştüm, Sen intikamını al" diyerek yalvardı."


"(Ey mü'minler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin başınıza da gelmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler "Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?" diyeceklerdi. Bilesiniz ki, Allah'ın yardımı yakındır."


"Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalbleriniz bu sayede yatışsın diye yaptı. Zafer ancak Azîz, Hakîm olan Allah katındandır."


"Andolsun ki, Biz Senden önce kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de onlara açık deliller getirdiler ve biz, (onları dinlemeyen) mücrimlerden öç aldık. Müminlere yardım etmek de bize düşer."


"Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele."


"Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de * insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit..."


"Senden önce nice peygamberler yalanlanmıştı da yalancı sayılmaya ve ezaya uğratılmaya karşı sabretmişlerdi. Nihayet onlara yardımımız gelip yetişti. Allah'ın sözlerini değiştirecek yoktur. Zaten o peygamberlerden bir kısmının haberi Sana da ulaşmıştır."


"Allah, dilediğini nusretiyle destekler. Elbette bunda basîret sahipleri için bir ibret vardır."


"Eğer Sana hile yapmak isterlerse şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, Seni yardımıyla ve mü'minlerle destekleyendir."


"Kendileriyle savaşılanlara (mü'minlere), zulme uğramış olmaları sebebiyle (savaş konusunda) izin verildi. Şüphe yok ki Allah, onlara yardıma mutlak surette kadirdir."


"Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa havarilere "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılanm kimdir?" demişti. Havariler de "Allah (yolunun) yardımcıları biziz" demişlerdi. İsrailoğullarından bir zümre inanmış, bir zümre de inkar etmişti. Nihayet Biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler."


"Eğer (imandan) yüz çevirirlerse bilin ki, Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır."


"Allah uğrunda, Ona yaraşır şekilde cihad edin. O, sizi seçti ve din hususunda üzerinize "hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde olduğu gibi. Allah bu Kur'ândan önce ki kitaplarda da, bu (Kur'â)nda da size "Müslümanlar" adını verdi ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Öyleyse namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır O ve ne güzel yardımcıdır."


"Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah kâfidir."


"Size ne oldu ki, Allah yolunda ve "Rabbimiz, bizi halkı zalim (olan) şu şehirden çıkar, bize katından bir koruyucu ver, bize nezdinden bir yardımcı gönder" diyen zayıf erkek, kadın ve çocuklar uğrunda cihad etmiyorsunuz?"


"Hidayet edici ve yardımcı olarak Rabbin yeter."


"Şüphesiz nusrete mazhar olanlar onlardır * Ve galip gelecek olanlar mutlaka Bizim ordumuzdur."


"Allah'a kavuşacaklarına kanaat getirenler ise şöyle dedi: "Nice az topluluk var ki; Allah'ın izniyle çok topluluğa galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir"."


"Allah: "Elbette Ben ve elçilerim galip geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir."


"Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kâfiri yenerler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiyi yenerler. Çünki o kâfirler anlamayan bir topluluktur. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve bildi ki sizde bir zaaf var. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir."


"Elif, Lâm, Mîm. * Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. * Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde (3-9) galip geleceklerdir."


"Allah emrinde galiptir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler."


"Korkanlar içinden Allah'ın kendilerine lütufta bulunduğu iki kişi şöyle dedi: "Onların üzerine kapıdan girin; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi ka-zanmışsınızdır. Eğer mü'minler iseniz ancak Allah'a tevekkül edin"."


"Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım isteriz."


"Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Zira hiç şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir."


"Musa kavmine dedi ki: "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona vâris kılar. Akıbet müttakîlerindir"."


"Sizin anlattıklarınız karşısında yardımına sığınılacak ancak Allah'tır."


"(Allah ResulüSmile "Rabbim, hak ile hükmet. Bizim Rabbimiz Rahmân'dır. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır" dedi."


"Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Şüphesiz bu, Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir."


"Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da "Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim" diye duanızı kabul buyurmuştu."


"O, (insanlar) umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyık olandır."


"Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. * Ve ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur."


"Eğer sana hile yapmak isterlerse şunu bil ki, Allah sana kâfidir. O, seni yardımıyla ve mü'minlerle destekleyendir."


"Ey Peygamber! Sana ve Sana tâbi olan mü'minlere Allah yeter."


"Bir kısım insanlar, mü'minlere, "düşmanlarınız olan insanlar size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha artırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" dediler."


"Eğer onlar Allah ve Resulü'nün kendilerine verdiğine razı olup, "Allah bize yeter, yakında bize Allah da lütfundan verecek, Resulü de. Biz yalnız Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (daha iyi olurdu)."


"De ki: Öyleyse bana söyler misiniz, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, Onun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar Onun bu rahmetini önleyebilir mi? De ki: Bana Allah yeter. Güvenip dayanacaklar, ancak Ona güvenip dayanırlar."


"Onlara Nuh'un haberini oku: Hani O kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim (aranızda) durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınız işi kararlaştırın. Sonra (bu) işiniz hususunda içinizde bir ukde kalmasın. Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin"."


"Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır."


"Dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden bir delil üzerinde isem ve (O) bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz? Ben sizi menettiğim şeyleri (kendim yaparak) size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar, ıslah etmek istiyorum. Fakat başarmam ancak Allah'ın yardımı iledir. Yalnız Ona dayandım ve yalnız Ona yönelirim."


"(Yakup (as)) sonra şöyle dedi: "Oğullarım! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm yalnız Allah'ındır. Ben Ona tevekkül ettim. Tevekkül edenler de Ona tevekkül etsinler"."


"De ki: O benim Rabbimdir. Ondan başka ilâh yoktur. Sadece Ona tevekkül ettim ve dönüşüm de Onadır."


"Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek Allah'a mahsustur. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. Ona dayandım ve Ona yönelirim."


"Rabbimiz Allah dilemedikten sonra ona (sizin dediğiniz dine) dönmemiz bizim için olur şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a güvenip dayandık. Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Sen hükmedenlerin en hayırlısısın."


"Onlar da dediler ki: "Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi o zalimler topluğu için imtihan (mevzuu) yapma"."


"İbrahim'de ve Onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve sizin Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi(n dininizi) tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir." Yalnız İbrahim'in, babasına; "andol-sun ki senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez" demesi hariç. "Rabbimiz," dediler, "ancak Sana dayandık, Sana yöneldik. Dönüş de ancak Sanadır"."


"De ki: O (Allah) Rahmân'dır; biz Ona iman ettik ve Ona tevekkül ettik. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz."


"Hem, bize yollarımızı göstermiş olduğu halde ne diye Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Sizin bize verdiğiniz eziyetlere elbette katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler."


"Sizin dostunuz ancak Allah, Onun elçisi ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren, rukûa varan mü'minlerdir."


"Sen bizim dostumuzsun. Bize mağfiret buyur, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın."


"Şüphesiz benim velîm, Kitab'ı indiren Allah'tır ve O, bütün sâlih kullarını görüp gözetir."


"Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun ve mü'minler yalnızca Allah'a güvensinler."


"Rableri katında onlara esenlik yurdu (Cennet) vardır ve yapmakta oldukları (güzel) işler sebebiyle Allah onların dostudur."


"Size verilen şeyler, yalnızca dünya hayatının geçimidir. İnanıp, Rablerine dayananlar için Allah'ın yanında bulunanlar daha hayırlı ve daha süreklidir."


"Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki, Sen onlara yumuşak dav-randm. Şayet Sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, onlar için mağfiret dile. (Yapacağın) iş(ler) hakkında onlarla istişare et; kararını verdiğin zaman da artık Allah'a tevekkül et. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever."


"Ve Allah'a tevekkül et. (Sana) vekil olarak Allah yeter."


"Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter."


"Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler Ona döndürülür. Öyleyse Ona kulluk et ve Ona dayan! Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir."


"Ölümsüz ve daima diri olan (Allah)'a tevekkül et. Onu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarını Onun bilmesi yeter."


"Aziz, Rahîm olan (Allah)'a tevekkül et."


"Allah'a tevekkül et. Çünkü Sen apaçık hak üzerindesin."


"Musa dedi ki: "Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve Ona teslim olduysanız, sadece Ona güvenip dayanın"."


"Şurası muhakkak ki (ey İblis) Benim (ihlâslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hükümranlığın yoktur. (Ey Nebi!) Vekil olarak Rabbin yeter."


"(Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır."


"Allah inananların dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır."


"İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, Ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed (sav) ve Ona iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur."


"O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler."


"Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır."


"Gökleri, yeri ve bunların arasında-kileri altı günde (devirde) yaratan, sonra Arş'a istiva eden (hükmü Arş'ı kaplayan) Allah'tır. Ondan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?"


"Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki dost yalnız Allah'tır. O ölüleri diriltir, her şeye kadirdir."


"Odur ki insanlar artık ümitlerini kestikten sonra yağmur indirir, rahmetini her tarafa yayar. O gerçek dost ve hâmîdir, bütün övgülere ve hamdlere layıktır."


"Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur."


"Onlar sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine tevekkül etmektedirler."


"Kim Allah'a tevekkül ederse bilsin ki, Allah Aziz'dir, Ha-kîm'dir."


"Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et; çünkü O Semî'dir, Alîm'dir."


"Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Mü'minler ancak Allah'a dayansınlar"."


"Allah'tır ki, Ondan başka ilâh yoktur. Mü'minler sadece Allah'a tevekkül etsinler."


"Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada size canlarınızın çektiği her şey var. Orada size istediğiniz her şey var."


"Hesap sorucu olarak da Allah yeter."


"Sana gelen iyilik Allah'tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik. Şahit olarak da Allah yeter."/td>


"De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab'ın (Kur'ân'ın) bilgisi olan yeter."


"Kitabını oku, bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter."


"Hidayet edici ve yardımcı olarak Rabbin yeter."


"De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir."


"Allah, o inkar edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah(ın yardımı) savaşta mü'minlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir."


"O peygamberler ki, Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve Ondan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter."


"Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter ve O Ga-fûr'dur, Rahîm'dir."


"Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen Odur. Şahit olarak Allah yeter."


"O alay edenlere karşı Biz Sana yeteriz."


"Âfâk ve kendi nefislerinde onlara âyetlerimizi göstereceğiz. Böylece Kur'ân'ın hakkaniyeti onlar için iyiden iyiye belli olacak. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?"


"O zaman Sen mü'minlere: "Rab-binizin, size indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun."


"Allah kuluna kâfi değil mi?"


"Allah hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil mi?" Sadakallahü'1-Azîm


Yâ Allah, yâ Hû, yâ Rahman, yâ Rahîm, yâ Hayy, yâ Kay-yûm ve yâ Ze'1-Celâli ve'1-İkrâm, Senden istiyorum.


Allahım, Sen Allahsın, Senden başka ilâh yoktur. Hannân, Mennân, semâvât ve arzı eşsiz-örneksiz yaratan celâl ve ikram sahibisin. Bütün bunlan vesile yaparak Senden istiyorum.


Allahım, şüphesiz, Sen(in) Allah olduğuna, Senden başka ilâh olmadığına, bir ve Samed olduğuna, doğurmadığına, doğurulmadığına, den-ginin olmadığına şehadet ederim, Senden istiyorum.


Allahım, hamd Sana mahsustur. Senden başka ilâh yoktur. Mennân (bol bol veren) semâvât ve arzı eşsiz-örneksiz yaratan (Sen)sin. Celâl ve İkram sahibisin. Yâ Hayy, yâ Kayyûm, Senden istiyorum.


"Sizin ilâhınız bir (olan) İlâhtır. Ondan başka ilâh yoktur. (O) Rahmân'dır, Rahîm'dir."


"Allah ki, Ondan başka ilâh yoktur; dâima diri, (yarattıklarını) koruyup-yöneten ve hayatlarını devam ettirendir. Ona ne uyuklama arız olur, ne de uyku. Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi Onundur. İzni olmadan kim Onun katında şefaatte bulunabilir? Önlerinde ne varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden, kendisinin dilediği miktarın dışında bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek, Ona ağır gelmez. O, yücedir, azamet sahibidir."


"De ki: Allahım, Mâlikü'1-Mülk (Sensin). Mülkü dilediğine verir, dilediğinden çeker alırsın. Dilediğini aziz eder, dilediğini de zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz ki Sen, her şeye kadirsin."


" Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkanrsın; dilediğini hesapsız rızıklandırırsın."


"O, öyle Allah'tır ki, Ondan başka ilâh yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, Rahman, Ra-hîm'dir. * O öyle Allah'tır ki, Ondan başka ilâh yoktur. Melik (her şeyin hükümdâ-n), Kuddûs (her şeyi tertemiz yapan ve her türlü kiri gideren ve kendisi her türlü lekeden münezzeh), Selâm (esenlik veren), Mü'min (emniyete erdiren), Müheymin (her şeyi gözetip koruyan), Aziz (üstün, galip), Cebbar (kullarını iradesi istikametine yönelten), Mütekebbir (yegâne büyüklük ve azamet sahibi)dir. Allah, kendisine şirk koşup durduklarından ve şirk koşmalarından münezzehtir.* O, (her şeyi) yaratan, mahlûkuna belli mertebelerden ve süzgeçlerden geçirerek varlık, ahenk ve en güzel şekli verendir. Onundur en güzel isimler. Göklerde ve yerde ne varsa, Onu tesbih eder. O, Aziz'dir, Hakîm'dir."


Allah'tan başka ilâh yoktur. O birdir. Onun ortağı yoktur. Mülk Onundur. Hamd Ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter.


"Senden başka ilâh yoktur. Seni tesbih-ü takdis ederim. Şüphesiz ki ben, zalimlerden oldum."


Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed ve Onun âl-ü ashabı üzerine ezelden ebede Allah'ın ilmindeki şeyler adedince salât-ü selam eyle. (Her şahıs bunu 19 defa okur).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://medyumbilal.dogoo.us
 
NUSRET VE GALEBE DUASI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
MEDYUM BİLAL :: MEDYUM BİLAL'DEN ÇOK ÖZEL DUALAR-
Buraya geçin: